MİMARLIKTA DUYULARIN ROLÜ VE MEKAN


Mimarlıkta duyuların rolü zihninde kurguladığı bazı mekanları insanlara aktarırken birçok teknolojik ve geleneksel araç kullanmaktadır.

Bu araçların bazılarında iki boyutta aktarımlar vardır ve bunlar noktaların birleşmesiyle oluşur. Ancak hacim dediğimiz olgu ise mekanların

çizgiler ve üçüncü boyuttaki aktarımlarla desteklenmek zorundadır. Bunun aktarımda da bir düşünceyi yapay yollarla aktarmakta eskizler

ve teknolojik bazı programlara sıkça başvurulmaktadır. Tasarımı yaparken uygulamayı iyi biliyor olmak mekanda fonksiyonelliğide başarılı

bir şekilde kullanmamızı sağlar.


T-COD Mimarlık projelerinde fonksiyonelliği düşünerek, tasarımı fonksiyonellikle bütün halde hayata geçirir. Çünkü fonksiyonun eksik olduğu

bir tasarım kullanıcının konforunu düşürür. Mekanın analizini dikkatli yapmanız gerekir, önemli olan fonksiyonelliği estetik detaylarla birleştirmektir.

Tabi bununla birlikte, mekanın duyularla da aktarılması gerekmektedir. Duyularla aktarılan mekanın gerçekte hissettiğimiz ile kağıtlar üzerinde

hissettiklerimiz arasında farklar vardır. Mekansal aktarımlarda durağanlığı bozmak mekanda bambaşka etkiler yaratır. Mekânsal deneyimi aktarırken

kalem, cetvel, bilgisayar gibi araçlar kullanılırken aynı zaman da temsil teknolojisi olarak da bu araçlarla oluşturulan eskiz, plan, perspektif gibi nesnelerin

geometri bilgisini aktarır. İnsan bu çalışmaları yaparken el göz zihin üçlüsüyle davranır ve bu davranışın en güzel deneyimi eskiz yapmaktır. Fikrin kağıda

dökülmesinde en önemli teknolojik temsil aracıdır. Her ne kadar bilgisayar teknolojisinde mekanların boyutlarını aktarmayı kullanabilsek de mekanın doğru

algısı insan gözüyle daha farklıdır ve duyuların tanımladığı eskiz ile bambaşkadır. Analog temsil yöntemlerinde mekanlar bazı arayüzler ile kutunun içine

yerleştirilir ve iki boyuta indirgenir. Bunun zenginliği içinde aynı zamanda üç boyut ile ilişki kurulmalıdır.


Mekanın hareket ve zaman ile algılanması mekânsal deneyim açısından çok başkadır. Mimari tasarım eylemi geçmiş zamanlarda direkt zanaat eylemi iken

günümüzde birçok analog uygulamalarla aktarabileceğimiz bir eylem olması bizim mekan algımızdaki farkındalık açısından aynı etkiyi vermemektedir. Yalnız

ne kadar bu etkiyi vermese de mekanın denenebilir kılınmasındaki önemli rolünde göz ardı edilmemelidir. İç mimarlık, mekanların estetik ihtiyacından doğmuş

bir iş koludur. Mekanların tasarlanmasında estetik yönü ele alan, mekanı daha hoş, daha güzel, daha kullanışlı veya daha gösterişli hale getirilmesi tamamen

iç mimarların geniş alanlarını tanımlar. İç mimarlık, bir mekanı kullanım amaçlarını göz önüne alarak tüm kullanıcı ihtiyaçlarının analizinin yapılıp mekanın amacına

yönelik olarak tasarlanmasını hedefler..