Bu hafta sizlere T-COD Mimarlık olarak, Ankara’nın önemli kentsel odaklarından biri olan Armada’nın mimari karakteri üzerinden; AVM, sosyal alan ve plaza tasarımlarının bir arada nasıl bütünsel bir mekansal deneyim oluşturduğundan bahsetmek istiyoruz. Kent yaşamının hızlandığı, kullanıcı ihtiyaçlarının çeşitlendiği günümüzde; bu üç fonksiyonun tek bir yapı kompleksinde doğru kurgulanması hem sosyal etkileşim hem de ticari verimlilik açısından büyük önem taşıyor.
Armada, bulunduğu aks itibarıyla yalnızca bir alışveriş merkezi değil, aynı zamanda kentsel bir geçiş noktası görevi görüyor. İş merkezleriyle çevrelenmiş bu bölgede tasarlanan mimari yaklaşım, kullanıcı yoğunluğunu yönetebilen, aynı zamanda günün farklı saatlerinde farklı kullanıcı tiplerine yanıt verebilen bir karma kullanım senaryosu üzerine kurulu.
Bu tip komplekslerde tasarımcıların en çok dikkat ettiği unsurlar şunlardır:
Akış kurgusu: Plaza çalışanlarının sabah yoğunluğu, AVM kullanıcılarının gün içi dolaşımı ve sosyal alanlardaki yaya hareketi aynı sistem içinde harmanlanmalı.
Görsel süreklilik: Farklı fonksiyonlar arasında kopukluk olmaması için ortak mimari dil, malzeme ve ışık kullanımının dengelenmesi gerekir.
İklimsel konfor: Özellikle Ankara ikliminde rüzgar koridorları, gölgeleme ve yarı açık mekanların tasarımı büyük önem taşır.
Armada’daki AVM tasarım anlayışı, klasik perakende sirkülasyonundan çıkıp deneyim merkezli bir yapıya evrilmiş durumda. Modern AVM’lerde olduğu gibi burada da:
Doğal ışığın kontrollü kullanımı ziyaretçilerin mekâna olan bağlılığını artırıyor.
Geniş iç sokaklar ve boşluklu kat kurguları, mekanı daha nefes alan bir yapıya dönüştürüyor.
Restoran ve kafe alanlarının dışarıyla bütünleşmesi, sosyalleşme kültürünü destekliyor.
Günümüzde AVM’ler yalnızca alışveriş yapılan birer kapalı kutu değil; kullanıcıların zaman geçirmek istedikleri sosyal platformlar haline geliyor. Bu nedenle yeme-içme alanları, etkinlik holleri ve dinlenme noktaları mimari kimliğin önemli parçaları haline geliyor.
Armada’nın en karakteristik parçalarından biri de sosyal alanlarının kurgusu. Hem plaza hem AVM kullanıcılarını ortak bir zeminde buluşturan bu alanlar, yapı kompleksinin nefes alma noktaları olarak çalışıyor.
Bu alanlar tasarlanırken:
Kentsel açık alan – yarı açık alan – kapalı alan sürekliliği sağlanıyor.
Özellikle ofis çalışanları için “molada kaçış alanı”, AVM kullanıcıları için ise “kısa dinlenme durakları” oluşturuluyor.
Sosyal alanların bu çeşitliliği, kompleksi sadece ticari bir yapıdan çıkarıp bir kültürel buluşma noktasına dönüştürüyor.
Armada’nın plaza bölümü, günümüz ofis mimarisinin temel prensipleri olan şeffaflık, sürdürülebilirlik ve çalışan ergonomisi üzerine kurulmuş bir tasarım sunuyor.
Bu kapsamda öne çıkan mimari unsurlar:
Cam cephe sistemleri sayesinde doğal ışık maksimum seviyede kullanılıyor.
Modüler planlama, şirketlerin değişen ihtiyaçlarına hızlı adapte olabilen ofisler oluşturuyor.
Dikey sirkülasyonun optimize edilmesi, giriş karşılama ve ofis katları arasında kesintisiz bir akış yaratıyor.
Plaza tasarımı, sosyal alan ve AVM ile kurduğu ilişki sayesinde çalışanların gün içindeki tüm ihtiyaçlarını yürüme mesafesinde karşılayabilmelerini sağlıyor. Bu da karma kullanım yapılarının günümüz ofis kültüründeki önemini artırıyor.
Armada örneğinde görüldüğü gibi, AVM–sosyal alan–plaza birlikteliği tek bir yapı içinde doğru kurgulandığında:
Kentli için çok işlevli bir yaşam rotası oluşturur.
Çevre yapılarına değer katan bir merkez etkisi yaratır.
Mekansal çeşitlilik sayesinde kullanıcıların günün farklı zamanlarında yeniden gelme motivasyonu artar.
Bu nedenle karma kullanım projeleri, günümüz kent yaşamının hem sosyal hem de ticari ihtiyaçlarına cevap veren çağdaş mimari çözümler arasında sayılıyor.
Armada kompleksi, iyi kurgulanmış bir mimari dilin; alışverişten sosyalleşmeye, çalışmadan dinlenmeye kadar uzanan geniş bir deneyim yelpazesini nasıl bir araya getirdiğini gösteren önemli bir örnek. Fonksiyonlar arasındaki uyum, kullanıcıların mekanla kurduğu bağın güçlenmesine ve yaşam kalitesinin artmasına doğrudan katkı sağlıyor.